Friday, July 4, 2008

forgiveness.

Bir misafirliğe gitsem,
Bana temiz yatak yapsalar;
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam... *


Bazen hayat ironik bir sekilde dalga gecer bizimle. Bir seyi alir, bir seyle tease yapar, bir seyi verir ama nicin yaptigini anlamazsiniz.

Bir gun hayatiniz duzenli giderken ertesi gun tersine donmustur. Size izlemek kalmistir. Parcalari yerden toplamak, sorgulamak ve nihayetinde kabul edip yeni bir duzen kurmaya calismak.

Hayati duzene sokmayi biraz biraz basarabilirsiniz belki ama duygular oyle degildir, zaman ister bir cok zaman.

Sabah'in ilk isiklarinda bir gun bir telefonla uyanirsiniz;

-Affet beni, ben n'aptim.

Ve o duzen yerle bir olur. Bir anda, hersey basa doner, oylece kalirsiniz.

Affetmek?

Haddimiz midir ki bir insani affetmemek? Bilmiyorum. Dusunuyorum.

Yakin bir zamanda ben de bir af dilemistim. Hatayi duzeltmek icin bir adimdi. Ama gurur onde gelmis, af gelmemisti. Benden bin parca gitmisti. Bazi seylerin sozde oldugunu oyle kaldigini ogrenmistim bir cok seyle beraber.

Simdi bu insan'i benim yerime koydum. Af diliyordu. Af'la beraber duzenin bir daha bastan olmasini istiyordu. Hatasini duzeltmek icin bir adim.

Af etmezsem o'nun neler his edecegini biliyor, yasiyordum.

Af edersem.. Dusunuyorum. Bastan sona beni aldatmis bir insan. Sevdigim. Ugrastigim. Ama bir cok seyin bir cok zaman once bittigine kanaat getirdigim. Yine de savasmaya ugrastigim.

Ask'in en saf halini de tattim. Yuzumu donmeye kiyamadim. Ama kiyildim. Kiyilmis olsam da his ettim.

Ama diyorum ne'ye yarar? Ask beni ne zaman yaniltmadi ki? en guvendigim, dogrularimi sundugum bir anda beni yari yolda birakti. Kiydi bana, oylece. Olamaz boylesi dedigi halde kanatlarini bir baska'ya sardi. Oluyormus demek ki. Demek ki ask diye bir sey yokmus. Ben yanilmisim.

Peki o zaman benden af dileyeni affetmeli miyim? Af'la beraber istediklerini sunmali miydim? Ben o'na aitken bir baskasinin sicacik varligina karistigini unutmali miydim? Hataymis. Oyle diyor, bastan sona olsa da bir hataydi.

Hatasiz kul olmaz. Af edebilirim. Af edilmedim cok daha kucuk bir hata ama cok daha buyuk bir duygu icin. Ama af edebilirim.

Ask bu kadar degersiz olabiliyorsa, nicin af etmiyim diyorum. Sevdim de n'oldu diyorum.

Ask iki tarafli oldumu tadindan yenmez demisti vakti zamaninda bilir kisi. Ask'in iki tarafli oldugu an'i dusunuyorum. Illa bir seylerin ters gittigini ve o an'in ne kadar kisa oldugunu dusunuyorum. Geriye ise bir cok ani bir cok goz yasi kaldigini. Kelamlarin hangisi tutuldu ki?

Af edebilirim. Cunki ask beni cok kotu yaniltti. Ask'siz yasayabilirim. Neden? Cunki en sevdigim yuz ustu birakabiliyorsa, beni aldatandan cok sey bekliye bilir miyim ki?

Bekliyemem. Ask'siz bir hayati kabul etmeye hazir miyim?

Dusunuyorum.

Canim yaniyor bir cok nedenden dolayi. Hep duygularimla hareket etmis biriyim. Hisliyim fazlasiyla. Sevgi'nin tek tarafli bitebilecegine de sahit oldum. Savasmaya da sahit oldum. Kalbe soz gecirememeye de. Zamanlamalar hep yanlis oldu ama hep his ettigim oldu.

Hislerime kilit vurma vakti sanki? Mantik isi de degil bu. Karmakarisik bir sey.

Ama tek bildigim ask sozde kaliyormus. Yeriniz doluyormus. Bir cocuk gibi buldugunuza sevindiginiz sey yaniltabiliyormus. Peki zamanlama yanlis oldugu icin kadere isyan edebilirim. Ya da inandigim icin af dileyebilirim. Diledim. Olmadi. Kati bir karar verildi. Ilerlendi. Baska bir maceraya.

O zaman ben nicin inanayim ki ask'a? Dogru olan olduguna. Varligina ve dogruluguna. Herhalukulade ask'a sirt donuluyormus.

Bir elimde ask bir elimde mantik.

Ikisi de tutarsiz.

Yalniz bir hayat'a da hazirim. Bir cok seye hazirladim ve hazirliyorum kendimi.

Bir sans vericeksem, verilmemenin ne oldugunu bildigim icin olacak. Ne ask ne mantik. Kendimi boyle ezebilirim. Cunki, cunki acikcasi canim yaniyor. Ask'in yanilgisi canimi acitiyor, cok. Baska kollara atabiliyorsa insan kendini o kadar severken, ben de hic yapmadigim bir seyi yapabilirim ama tanidigim bir kolda.

Ya da etmeye bilir, caninin yanmasina gozumu yumabilirim. Onlar yapabiliyorsa, ben de yapabilirim. Yapabilir miyim. Yapar miyim.

Bazen hayat bize oyle bir oyun oynar ki, icinden cikamazsiniz.



*Biraz dusunmem gerek, dusunebilmem gerek..

the burden of destiny.

Cok guc uyudum aksam. Hani bazi gunler zoraki de olsa bir sekilde kendinizi avutur uyursunuz. Ama bazi gun ne deseniz bostur. Iciniz doludur, beyniniz dolu. Bir o yana bir bu yana donerseniz ama nafile.

Sut isitmak icin kalktim yataktan. Bardak ararken kirmizi sarabim goz kirpti bana. 'Bir kadehcik' dedi. Peki dedim. Bir kadeh doldurdum. Odama gectim. Nasil da akti dudaklarimdan, tadini tatmaktan ziyade dibini gorup dusuncelere bir dur demekti gaye.

Muzigi cok severim. Insan'in ruhunu oksar. Isterse tebessum ettirir, isterse aglatir, guc tamamen ondadir. Siz'e gozlerinizi kapatip dinlemek duser. Sabaha kadar.. Ta ki oyle bir parca baslar ki, benliginizi kaybedersiniz..

Konusacak o kadar insan vardir ama siz bir kisiyi ararsiniz, bir onun sesini duymak istersiniz. Sesinin verdigi huzurla rahatlamayi. Ama son konusmayi hatirlarsiniz, sesindeki soguklugu. Sanki bir yabanci gibi, sanki O degil gibi. Gozyaslari icinde telefonu kapayisinizi hatirlarsiniz, hayatindan sizi nasil kovdugunu, bir cirpida.

Yureginiz niye bu kadar aciyor halen diye anlam veremezsiniz.

Bir yudum sarap, nasil da guzel tadi..

Uykum gelir yavas yavas, uzanirim buz gibi yatagima. Uykuya daldigimda kendimi ahsap bir dukkanda bulurum. Her taraf kitap, raflar dolusu kitap.

Biri omzuma dokunur ve bir kitap uzatir. Yemyesil bir kapagi vardir. Yillanmis bir hali vardir kitabin, eskimis, sayfalarin ucu kivrilmis.. Ismine bakarim 'Yalnizlik'..
Yazari yok, hic bir bilgisi yok. Adama bakarim.

Gulumser adam bana ve kaybolur.

Saskin bir halde baslarim okumaya, kapaginda elimi gezdiririm.

Tam ortasinda bir sayfa acarim.

"yasamin senin yukundur, tasi onu.."

Aglayarak uyanirim. Gozlerim islak, Aruoba'nin dizeleri halen aklimda.

Buz gibi bir gun, kapali bir hava ve beni bekleyen dusunceler..

Tek dogru vardir ki;

'tasimaliyim'



Wednesday, July 2, 2008

numb.



Uzun zamandan sonra gunes'in yuzunu gosterdigi bir gune uyanmis olsamda icim buruktu.

Kahvaltimi yaptiktan sonra, hediyesini hazirladim buyuk bir ozenle. Dogum gunlerine onem verdigini kendime hatirlatarak. Bir cok dogum gununu beraber kutlamis olmasak da verdigi onem bir sekilde aklima yerlesmisti. Kartini hazirlarken istedigim kelimeler bir turlu kaleme dokulmuyordu.. Gozlerim dolmaya basladi. Gittigi gun geldi aklima. Kahrolusumuzu. Annemin nasil hastalandigi. Ve bir sey olmamis gibi hayatimiza geri girmek isteyisini.

Sildim gozlerimi. Hazirlanip gittim. Zili calarken icim usuyordu. Kapiyi acmasiyla boynuna sarilma hissi kapladi icimi, yapamadim.

Dondugunde bize bir cok soruyu yanitsiz birakmisti. Belki de sirf bu yuzden annem hayatindan cikarmisti. Artik sorularim yoktu sadece herkes gibi sarilabilmek istiyordum. Omzunda aglamak. Bir zamanlar duydugum nefret de yoktu, sadece bir burukluk.

Son zamanlarda aldigim kararlari garip bir sekilde desteklemisti. Bunu anlamiyordum. Ama beni anladigi icin de mutluydum. Konustuk uzun uzun. Gecen gunleri anlattim. Anlatirken gozlerinin islandigini fark ettim. Ufak bir detay olsa da benim icin uzuldugunu bilmek bile garip bir sekilde mutlu etmisti beni.

Ayrilirken dogum gununu kutladim, elini optum ama sarilamadim.. Ugurlarken 'Hersey duzelicek, pes etme' dedi. Gozyaslarimin bosalmasi icin yetmisti. Boynuna sarilip agladim, uzun bir sure. Sacimi oksadi. Bir an icin o'na duydugum tum kirginlik kayboldu. Ama hayatimdan sirtini donup gidenlerin acisini ilk onda tatmistim. Bunu unutamiyordum.

Arabaya binip uzaklasirken icim aciyordu, cok. Yuregim sizliyordu. Toparlanmam gerekti eve varmadan. Annem kapiya ciktiginda kosup sarildim. Hic birsey konusmadan sadece sarildim. Kokusu huzur veriyordu bana. Onu uzmek cok rahatsiz ediyordu beni ama elimde degildi. Ozellikle bugun onun icin zordu biliyordum ama biz bir sekilde devam edebilecek gucu bir yerlerden buluyorduk.

Yatagima uzandim. Her zamanki gibi bulutlari izledim, izleyerek dusundum. Bir soz varmis, kiz evlatlarin kaderi anneye benzer diye. O geldi aklima. Icim burkuldu..

Dogum gunun kutlu olsun,

Yuzune soyliyememis olsam da;

I love you dad.

Tuesday, July 1, 2008

bittersweet.

Gokkusagi gorunce kucuk bir cocuk gibi sevinirim. Rengarenk, hayat'a davet eder gibi. Bir de gokyuzunun gozyasi dokmesi ile gunes'in onu isitmaya calisma cabasi arasinda, bir umut gibi gelir bana. Onlari birbirine ne kadar uzak olsa da, baglayan bir unsur gibi.

Bugun tum guzelligi ile bir gokkusagi belirmisti. buz gibi bir hava'ya inat insanin icini isitiyordu. Yogun bir gunun bitiminde gormek tebessum ettirmisti.

Kendime sicacik bir sutlu cay hazirlayip, koltugun uzerine kedi gibi kivrildim. Vermem gereken bir cok karari dusundum. Dusunurken, suursuzca televizyon izliyordum ki herseye inat tanidik bir tini geldi kulagima..

The Hukilau was the place
Where I first saw your face
We liked each other right away
But you didn't remember me the very next day
Forgetful Lucy

Benden bagimsiz bir sekilde goz yasim suzuldu yanagima, bir buruk tebessum dudagimda.

- en sevdigim ask film'i

- hadi canim, benim de!

- insanlar aslinda anlamiyor bu film'i, barindirdigi mesaji

- evet. kim bu kadar sevebilir ki, yilmadan, bikmadan.

- tekrar tekrar hatirlatarak.

- uyum diyorum.

- hi him..


Monday, June 30, 2008

can you keep a secret?


- I'm trying to organize a prison break. I'm looking for, like, an accomplice. We have to first get out of this bar, then the hotel, then the city, and then the country. Are you in or you out? *

hmmm.



Saturday, June 28, 2008

memories.


Siz esyalara deger verir misiniz? Bazi insan hic deger vermez, estetik olarak bakar onlara. Hatta surekli degistirir.

Kadinlar bi de cok zor bir zamandan gecerken saclarini kestirir. Bir nevi yenilik. Oldum olasi yapamadim bunu. Bugun bir vitrindeki yansimama takildi gozum. Istem disi degisimime. Sacimin ucunu tuttum, parmaklarima doladim. Soguk bir ruzgarin esmesiyle nasil da ozgurce ucustugunu seyrettim. Yuzumun ne kadar degistigini fark ettim. Cok zayiflamistim. Hatta bir zamanlar istedigim kadar. Ama istemeden olmustu. Ne garip di mi. Istediklerimizin zamanlamasi. Ya dogru zamanda yanlis bir sekilde oluyordur ya da yanlis zamanda dogru bir sekilde.

Odami degistirdim bugun. Isteyip istememek arasi bir sekilde. Ne cok hatira barindirabiliyor bir esya parcasi. 'Tam burada mutlu olmustum.' 'Tam su koltugun uzerinde onu dusunmustum' 'Tam burada sacimi oksamisti' 'Tam burada icimi isitmisti' 'Tam burada beni aldattigini ogrenmistim' 'Tam burada hayatim alt ust olmaya baslamisti' 'Tam burada ...'

Attim hepsini evin onune. Biri gelip alicakti muhtemelen belediye'den once. Baska biri onlara anlamlar yukliyecekti. Mutlu olacakti uzerlerinde. Hayaller kuracakti. Belki gerceklesmeyecek o da kapinin onune atacakti hatirlamamak icin. esyalar eskiyecek ama hatiralari gizli tutacakti. Hepimizin umutlarini alip bir gun kaybolacakti..

Bir yigin esya gibi gorunse de bir yigin hatirami koymustum kapinin onune. Gozyasimi tutmam imkansizdi. Gozlerimi silerek ev'e girerken ayagimi komidine carptim. Cekmecesi hafif acildi. Bir resim. Aldim elime. Film gibi gozumden gecti hersey. Ne kadar zordu. Dogru olan oldugunu bildigim halde zordu. Ne cok yanilmistim. Ne cok ugrasmistim. Cekmeceye yerlestirdim resimi. Kapadim. Uzaklastim.

Saclarimin ozgurce ucustugu, kendimi izledigim magazanin onunde biri 'would you like to come in and see our range' dedi. Ne magazasi onunde durdugumun bile farkinda degildim. Adama baktim, magazanin ismine 'Freedom Furniture'

Gulumsedim.

'Yes please'

Hayat cok garip; cok..

Friday, June 27, 2008

desolation.


Her insan bir olayi, travmayi atlatmak icin kendine yontemler gelistiriyordur eminim. Daha once de dedigim gibi ben garip bir insanim. Duygularima, hislerime duvarlar oremiyorum, onlari allayip pullayip kendimi kandiramiyorum.

Belki herseyin olmasi gerektigi icin olduguna inandigim icindir, bilemiyorum. Lakin ben seviyorsam/sevdiysem, dogru olan oldugu icin sevdigime inanirim. Kalbimin o farkli atisina kulak verir, o'nun dogruluguna inanirim. Cunki kalbim o farkli sekilde nadir atmistir.

Ha, kalbin hic yanilmadi mi derseniz, pek tabii yanildi. Ama bunu kalbime inancimi yitirdim demekten ziyade, cekmem gereken bir aci olduguna inaniyorum. Ve bu aciyi allayip pullayip, susleyip, bir vitrine koyup, yanindan gectikce tebessum etmeyi secmiyorum, secemiyorum. Onu bir sorun olarak adlandirip, gururunu kiramiyorum. O benim yasadigim essiz bir seyin elimde kalan son parcasi. Onu da yasamak istiyorum, yokmus gibi varsayip taktikler gelistiremiyorum ilerlemek adina.

Ask'imi nasil tutkulu yasiyorsam, acimi da ayni sekilde yasiyorum. Canimi acitarak. O kan akmasi gerek cunki, ve ben onu yasamam gerek.

Bir butun iken iki kisi olunuyor. Yasanilan ortada oksuz kaliyor. Onun sucu ne ki? Bir taraf herseyi herhangi bir iliski olarak gorup, ilerlemek adina O'na verdigi degeri, vitrin susu gibi raf'a kaldiriyor. Geri gitmeme adina onu incitebiliyor, cunki O'nun icin herhangi bir hatira olmustur, O artik unutmustur, baska bir sevdaya hazirdir. Olabilir, herkesin yontemi olabilir demistim. Ama ben herkes degilim. Garipim evet.

Bazen cok geri kafali oldugumu dusunuyorum. Neden herseye bu kadar anlam yukluyorum ki? Kucukken cop parcasina bile anlam yuklerdim, atamaz cebime koyardim. Ta ki annem kizip atana kadar. Dudagimi bukerdim bana bagirdigi zaman anlamiyor beni diye.

Buyudum ne degisti ki diyorum bazen kendime. Hafife alsana diyorum onlar gibi, gulup gecsene. Olaganustu birsey yasadigina inanacagina unutulabilinecek bir sey oldugunu dusunsene diyorum. Nasil onlar gulumseyebiliyorsa, sizi gecmislerinin bir parcasi olarak goruyorsa, ben nicin yapamiyorum ki diyorum. Garip oldugumu hatirliyorum.

Aci'ya da yukluyorum bu anlami. Agliyorum bana bir omur boyu'yu vaad eden icin. Ama giden icin degil. Cunki ikisi ayni ama ayri kisi. Bana o sozleri veren, duygu yuklu, bambaskaya inanan kisiyle, sirtini kolayca donup giden kisi ayni olamaz cunki, olmamali. Bunu kaldiramam. Kalbim bu kadar yanilmis olamaz.

Giden unutmustur, bir hatiradan baska bir sey degilimdir, herhangi bir hatira. Ama duslerimi, gelecegimi, dogrularimi paylastigim kisi icin halen oyleyimdir. Umudumu alip giden o'nun yadigaridir sadece. Varsin o unutsun, ilerlesin. O zaten kalbimi calan degildir. O'nun bir zamanlar huzur veren varligi vardi, O'dur benim icimi acitan. Umut'dan korktugu kadar, umudum olmamasi gerektigini bir tokat gibi yuzume her firsatta vuran, sirtini donup gitmis olandir. O canimi acitmiyor. Bana gidisimin o'nun sonu olacagini fisildayandir canimi acitan. Her ne kadar gitmis olsa da, gidisindeki adam degil, varligindaki adamdir beni hasretiyle kavuran.

Hic bir yontemim yok. Duvarlar ormedim kendime. Acimi yasiyorum, kendimle. Nasil ne zaman biter bilmiyorum. Yasamam gerektigine inaniyorum. Birakiyorum acitsin.

Diyecegim o ki; Victoria duymustur ; Ask diye bir sey yok, o bizim yalanimiz.